Her Dem Taze

Dede Korkut Kitabı

"Destanlar devri çoktan kapandı" diyen doğru söylüyordu, ne var ki, bir metinmaal çağınınkuytularına sızıyorsa, onda, çağları aşan bir nefha esiyorsa, kendi çağını sürekli açıyor, demektir. Dede Korkut Kitabı, okudukça çoğalan ve bize bir milletin bütün macerasını bir kaç hikaye çerçevesinde yansıtan bu tür metinlerdendir. Batı Türklerinin kökenini oluşturan Oğuz"ların hayatını konu alan hikayeler, hem birer halk hikayesi hem destan hem de masal özelliği gösterir.

Yazmalar Arasında / Eski Türk Edebiyatı Araştırmaları 1

1975 yılından itibaren çeşitli yayın kurulu üyelikleri, editörlük, komisyon üyelikleri gibi görevleri de üstlenmiş olan Prof. Dr. Günay Kut, Harvard Üniversitesi, Yakın Doğu Dilleri ve Medeniyetleri Bölümü tarafından yayımlanan TUBA (Journal of Turkish Studies=Türklük Bilgisi Araştırmaları) adlı dergide önce yayın kurulu üyesi, sonra genel yayın yönetmeni olarak görev yapmaktadır. 1985-88 yılları arasında Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi yayın kurulu üyesi olarak görev almıştır. 1990-92 yılları arasında Mutfak Dostları Derneği üyeliğinde bulunmuştur. 1988 yılından itibaren Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi akademik kurul üyesi, 1998 yılından itibaren Tarih Vakfı, 1'ertev Naili Boratav Arşivi yayın komisyonu üyesi, 1999 yılından itibaren de Boğaziçi Üniversitesi, BÜVAK yayın komisyonu üyesi olarak çalışmaktadır.

Beyhude Ömrüm

Çukurdaki tarlayı biçiyorduk.
Tarla kasabaya giden yolun kıyısında idi. Yoldan geçen davar-mal girmesin diye taşını ayıklayıp bir yığma duvar çekmiştik. Duvarın üzerini zamanla karamuklar, kuşburnular, yaban gülleri sardı. Birkaç bodur meşe, alıç ağaçları, üst başta bir iri ahlat ve rahmetli babamın diktiği o yalnız kavak. Öteki ağaçlar zaten susuz da yetişir ya, bu kavak burada nasıl yeşermişti acaba. Dediklerine göre babam uzun bir zaman ta aşağıdaki dereden katır sırtında su taşıyıp durmuş...

Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk

Gök kubbenin altında insanın ruhunu soyan kötülükler ve giyindiren aşklar adına...Doğu ak ejder yılında başladı yirmi üç bin yıllık gizem...Uzayın sonsuzluğuna açılan kapıyı keşfe çıkmış bilge rahipler, uğruna topluca can verdikleri bir sırrın, binlerce yıl sonra, bir şair tarafından aşkın derin katmanlarına saklanarak korunacağını bilselerdi...Siruş başlıklı murassa hançerin kabzasına parmak izlerini bırakanlar, daha avuçlarının sıcaklığı gitmeden hançer kınında kan biriktiğini bilselerdi...

Mantıku't-tayr / Kuş Dili

'Kuşlar ülkesinin bütün kuşları Kafdağı'nın ardındaki padişahları Simurg'u bulmak için yola çıkarlar. Fakat yolculuk uzun ve zorludur. İsteği ve sebati az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülürler. Kafdağı'na varanların önünde ise hepsi birbirinden çetin yedi vadi uzanmaktadır. İstek, Aşk, Marifet, İstiğna, Tevhid, Hayret ve Yokluk Vadileri.

Yedi vadiyi aşabilen otuz kuşu ise Simurg yerine bir süpriz beklemektedir...'

Feridüddin Attar Tasavvufi Mesnevi konusunda Klasik İran Edebiyatının devidir. O'nun en tanınmış kitabı olan Mantıku't-Tayr ise velayetin mertebelerini hikayelerle bezeyerek, kuşların dilinden, kuş güzelliğiyle anlattığı yüzyıllardır parlaklığını kaybetmeyen bir Şark Klasiğidir...

Semaver: Bütün Yapıtları

...Küçük şeyleri unutamayanlar, en geri hatıraları da unutamayanlardır. Hafızalarının bu bahtsız kuvveti karşısında hiçbir memleket, hiçbir vatan tutamadan her yeri, her şeyi severek öleceklerdir.'

diyen büyük yazarın; ilk kez 1936 yılında yayımlanan hikâye kitabı Semaver yeniden gözden geçirilerek hazırlandı.

Kekeme Çocuklar Korosu

[Tarık Tufan]
Eğer bir gün yolunuz bir üniversiteye düşerse…

Beceriksiz adımlarla yürüyen bir kıza rastlarsanız. Sanki düşecekmiş gibi, sanki ayakları birbirine dolaşacakmış, bir yere takılacakmış gibi. Merdiven kollarını sıkı sıkı tutuyorsa. Aceleyle yürüyorsa mesela. Kalkacak son vapura, son trene yetişecekmiş gibi hızlı atıyorsa adımlarını. Yere, toprağı incitecekmiş gibi basıyorsa, yer çatlayacakmış gibi ürkek atıyorsa adımlarını. Şaşkınsa bir masaldan şehre düşmüş gibi.

Sur Kenti Hikayeleri

Şair Ali Ayçil'in berrak Türkçesi, akıcı üslubu ile kaleme aldığı hikayeler... Hikayeler bana A'mak-ı Hayal'i hatırlattı desem yanlış olmaz sanırım. İç içe geçmiş hikayeler yazarın da belirttiği gibi bir bütünü oluşturuyor. İbni Battuta ile yol tutkunlarının güzergahı Sur Kenti bizi bu kentin Attarı, nalbantı, kadınları, hancısı, sihirbazı ile tarihin raflarından alıp mekanlarımıza konuk oluyor. Hikayelerde Ahmet Mithat Efendi ile başlayıp Mustafa Kutlu ile devam eden "okuru bilgilendirme" tarzının da yaşadığını memnuniyetle ifade edebiliriz. Sürükleyici hikayeleri bir solukta okuyacağınızı umuyoruz efendim. Kış akşamlarının daha verimli kılınabilmesi için bir bşlangıç olması dileğiyle... Kitap içeriğinden bir örnek:

Jean Baudrillard - Amerika

11 Eylül 2001’de Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan intihar saldırılarının ardından Batı’nın gözü İslam dünyasına çevrilmişti. Korkunç olayın faturası Müslümanların üzerine kalınca, özellikle Amerika’da, İslam üzerine hiç olmadığı kadar kitap yayınlandı, belgeseller hazırlandı.

Powered by Drupal - Design by artinet